Suyu sert insani mert... BOZKIRLILARIN BULUSMA NOKTASI

aliakgun.jpg
inceleme-Aratrma: Ali AKGÜL

Bozkırda 552 sıcak saat
26 Eylül-4 Ekim ve 22 Ekim-4 Kasım 1919 tarihleri arasında 23 gün devam eden ve halkın çok küçük bir bölümünün katıldığı ayaklanmalar, Bozkırlılar’a hak etmediği “isyancı” damgasını vurdurdu.

Bozkır, Toroslar dağ silsilesinin Konya Ovası'na bakan kuzey eteklerinde, Çarşamba Çayı Vadisi'nde Selçuklu Türklerinden Bozkır Bey'in kurduğu küçük, tarihi bir ilçedir. Göller Bölgesi'nin bir kısmı, Karaman, Ermenek, Hadim, Taşkent dahil bu ormanlık ve kayalık bölgelerde, çeşitli Türk boylarına mensup insanlar yaşamaktadır.


Yaşamın tüm olumsuz koşullarına mücadele veren Bozkır ilçesi ve köylerinde yaşayan insanların vatana, millete olan sadakatları ve vatan sevgileri Osmanlı padişahlarının gözünden kaçmaz. Bunun için tüm Osmanlı padişahlarının otağlarını korumak için oluşturulan taburların geneli Bozkır ve köylerinde oturan yiğitlerden oluşturulurdu. Günümüzdeki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na karşılık gelebilecek bu taburlara bir örnek vermek gerekirse; Kanuni Sultan Süleyman'ın otağını korurken emekli olan Bozkır'ın Taşbaşı Köyü'nden Aliağalar(Alağlar)dan Kamil ve Hatıpzade’lerden Mustafa bu kahramanlara kanıttır.


Talihin yüzüne gülmediği Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa; II. Viyana Kuşatmasına 6 bin (bazı kayıtlarda 16 bin) Bozkırlıyı götürdü. 4 bini (bazı kayıtlara göre ise 10 bini) Viyana surlarının önünde şehit olan bu yiğit insanlardan 2 bini (bazı kayıtlara göre ise 16 bini) savaştan sonra padişah tarafından İstanbul'da zorunlu iskana tabi tutuldu. O, Bozkırlılar ki bugün İstanbul'un ahlaki ve ticari hayatında gurur kaynağı oldu.


Tarih Bozkırlıları; "suyu sert, insanı mert" diye yazdı. Ama, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu öncesinde bölgede 26 Eylül-4 Ekim ve 22 Ekim-4 Kasım 1919 tarihleri arasında 23 gün devam eden ve halkın çok küçük bir bölümünün katıldığı ayaklanmalar, Bozkırlılar’a hak etmediği “isyancı” damgasını vurdurdu.


Korku, panik, dehşet ve vahşet dolu o 552 saatin izleri hala silinemedi. Oysa, vatan sevgisi bugün neyse, dünde aynıydı. Olayların tanığı olan Rahmet-i Rahman’a kavuşanlar, anılarını görünen veya görünmeyen baskılara bağlı olarak yaşları bugün  40-50 arasında olan bizim kuşağa aktarmadı. Bozkır’a borçlu olduğunu inanan bir aydın olarak, notlarımızı yazıya dökerken bazı büyüklerimizden, “Başka konu yok mu? Başına iş alırsın, bu konuyu zihninden sil, at” uyarılarına rağmen, bizden sonra gelecek kuşağın bilgisine sunmak istedik.>>>>>


 


caiv0lm3.gif